TwiLiqhT
[url=http://multioyun.forum.st/profile.forum?mode=register[/url]

TwiLiqhT

VamPiRé
 
AnasayfaKapı*Kayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 HipHop kulturu 1

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
stéphén
ღ°•.♥.•°ღ £N $ÜP£R ÄÐMÍN ღ°•.
ღ°•.♥.•°ღ £N $ÜP£R ÄÐMÍN ღ°•.
avatar

Mesaj Sayısı : 322
Kayıt tarihi : 03/08/09
Yaş : 25
Nerden : İzmiR

MesajKonu: HipHop kulturu 1   Salı Ağus. 04, 2009 10:28 pm

HiPHOP

Hiphop kültürünün doğmasında Funk, Soul ve Jazz müziğinin etkisi oldukça büyük. Özellikle James Brown, Sly Stone, Parliament Funkadelic, Isaac Hayes ve Last Poets’in çalışmaları sonradan Hiphop kültürünü çok etkiledi. Bu tarzlara başka türlerin (Reggae, Latin, Rock ve Elektro vs.) karışmasıyla, bir ‘Getto’ kültürü olan Hiphop doğdu. Hiphop kültürünün en büyük öncüsü ‘Kool Herc’ sayılmakta. Jamaica’dan gelen ‘Kool Herc’, DJ kültürünü ilk kez New York’a getirdi. Kool Herc, kurduğu ses sitemiylede ilk kez başka parçaların BreakBeat’lerini kullanmaya başladı. Bu dönemlerde 70′li yılların moda müziği olan Disko tarzının getirdiği bir sıkılma vardı. O zamanın büyük öncüleri Afrika Bambaata ve Grand Master Flash çaldıkları müziklerde ritmi durdurmadan geçiş tekniğini yarattılar. İlk piyasa hiti, ‘Sugar Hill Gang’ ten Rapper’s Delight 1979′da çıktı. Bu hitin yaratılmasında en büyük etken ‘Sugar Hill Recordings’in sahibi Silvia Robinso’dur. Aslında ekip Disko’larda kapı bekçiliği yapıyordu. Müzik ise Chic’in hit parçası olan ‘Good Times’tan alınmış samplelarla oluşturulmuştu. İşin iç yüzü daha ilginçti, çünkü sözlerin bir kısmı Grand Master Jazz’dan alıntıydı. 1981′de Grand Master Flash’den ilk sağlam hit ‘The Message’ piyasaya çıktı. Parçayı Old School Rapper ‘Melle Mel’ söylüyordu. Sözlerin içeriği ise Getto yaşamında başkaldırdı. Bu parçanın çıkmasından önce Afrika Bambaata’nın kurduğu ‘Zulu Nation’ yavaş yavaş sesini duyurmaya başlamıştı.

Pozitif bir çete olan Zulu Nation, Bronx’tan çıkıp tüm New York’a yayıldı. B-Boy’lar ise New York metrosunun vagonlarına Graffiti’ler yapmaya başladılar. Dönemin en meşhur Writer’larından Rammelzee, Futura 2000, Fab 5 Freddy ile müzik yapıyorlardı. Bu dönemden sonra Mega hit olan ‘Planet Rock’ çıktı. Bu single 1981′den beri basılıp satılmaktadır. Bu parçada Afrika Bambaata melodi olarak Kraftwerk’in Trans Europa Express’ini kullanıyordu. 1983 yılında gösterime giren ‘Wild Style’ adlı Hiphop kültürü filmi, Graffiti ve BreakDance’ı dünyaya tanıttı. Gençler arasında BreakDance bir salgın gibi yayıldı. Bütün dünya BreakDance sayesinde Rap müzik dinlemeye başladı. Derken ilk kez bir Jazz sanatçısı Herbie Hancock, ‘Rock It’ adlı bol Scratch’li hiti yarattı. Bu Single’da Scratch’leri Grand Master DST yapmıştı. Rap müziği 86 yılına, yan Run Dmc’nin çıkmasına kadar müzik piyasasında fazla önemsenmiyordu. Grubun ilk mega hiti, ‘Raising Hell’ albümünden ‘Walk This Way’di. 80′lerin ortasında gördüğümüz en önemli olay Russel Simmons ve Rick Rubbin tarafından DefJam Records’un kurulmasıdır. Şirket ilk single olarak TLA Rock’ın ‘It’s Yours’unu çıkardı. Sonra LL Cool J, Beastie Boys ve Public Enemy ile devam ettiler. 1984′te ilk kadın Rapper ‘Roxanne Shante’ çıktı. O dönemlerde Roxanne Shante’nin prodüktörü Marley Marl’in yaptıkları New School için yol gösterici çalışmalardı.

Özellikle Marley’in Juice Crew’unun elemanları Big Daddy Kane, Kool G Rap, Biz Markie ve Master Ace bunlara örneklerdir. Los Angeles yani West tarafında ise Ice-T, DJ Afrika Islaam ve Dr. Dre’nin World Class Wreckin Crew grubu Hiphop kültürünün köklerini atmaya başladılar. Bu dönemin en hit albümleri şunlardı; Whodini - Whodini 1983, Run Dmc - Run Dmc 1984, LL Cool J - Radio 1985, Schooly D - Saturday Night 1986, Eric B & Rakim - Paid in Full 1986, BDP - Criminal Minded 1987, Public Enemy - Yol Bumrush The Snow 1987, Jungle Brothers - Straight Out the Jungle 1987. De La Soul’un Three Feet High & Rising albümünden sonra tarzda değişmeler başladı. Bu grup türünün dışında farklı sample’lar kullanarak Rap’i özgünleştirdi. Albümün prodüktörlüğünü ‘Prince Paul’ yapmıştı. Prince Paul, Stetsasonic’in DJ’iydi. 1988′de Public Enemy’nin ‘It Takes A Nation of Millions To Hold Us Back’ çıktı. Bu albümle piyasa sarsıldı. Rap tarihi bu kadar sert bir albüm görmemişti. Albümün ilk single’ı ‘Rabel Without A Pause’ oldu. Böylece Hiphop kültüründe Black Power diye adlandırılan zenci hareketi dönemi başladı. Public Enemy bu albümle Rap’in sadece parti müziği olmadığını, bir felsefe ve sosyal hareket olduğunu gösterdi.

Bundan sonra hayran kitlesi kendine göre müziği kanalize etti ve politikaya girdi. West tarafında ise NWA’nın Straight Outta Compton albümü piyasaya çıktı. NWA ilk kez er tarzında tavır sergileyen gruptur. Public Enemy ise 1989 yılında Fear Of A Black Planet adlı albümünü sürdü piyasaya. Albümün politik içeriği ve görüşleri yüzünden çok tepki aldılar. Aynı tarz müzik yapan X-Clan, Boogie Down Production, Poor Righeous Teachers, Paris ve Brand Nubian gibi gruplar piyasa girmeye başladı. Ancak çoğu plak şirketleri tarafından baskı altına alındılar ve kontratları iptal edildi. 90′lı yıllara gelindiğinde ise Gangstarr, A Tribe Called Quest ve De La Soul yeni Rap standardının öncü grupları oldular. Söz olaral daha yumuşak ama herkese hitap edebilecek kadar bilinçli tarz olarak daha Jazzy olan bu gruplar Hiphop kültürünü büyük kitlelere ulaştırdı. Brand New Heavies gibi gruplar canlı enstrümanların üzerine meşhur Rapper’lar ile beraber çalıştılar. Artık Hiphop kültürünü her tür müzik dinleyen insan anlamaya başladı. Dönemin önemli albümleri şöyle sıralanabilir; Ultra Magnetic Mc’s - Critical Beatdown 1989, JVC Force - Doin Damage 1989, Gangstarr - No More Mr Nice Guy 1989, 3rd Bass - Cactus Album 1989, A Tribe Called Quest - Paths Of Rhythm 1990. Bu tarihten sonra Rap türlere ayrılmaya başladı; Old School, New School, Miami Bass, Next School, Gangsta Rap gibi. Öteki türler de Rap’ten gittikçe artan oranda etkilenmeye başladı. Mainstream denilen genel piyasadaki müzik aletlerinden, yapılan müziğe kadar her şey içinde Rap’ten bir parça barındırmaya başladı. turkhiphop.net

RAP

Rap müzik 1970′lerin başında New York’un siyah gettolarında doğdu. Harlem, Bronx gibi siyahların yoğun olduğu yerlerdeki ezilen ve siyahi müzisyenler rap’in temellerini attı. Jazz, R&B (Rhytme and Blues) ve Funk müziklerini karıştırıp bir beat (müzik altyapısı) yapıp üstüne de rhyming (uyak) yaparak Freestyle doğaçlama olarak yeni bir müzik akımını başlattılar, RAP. Rap İngilizce’de zaten vuruş demektir. Bunların yanında insanların adrenalin, reklam, illegalite ve en önemlisi sanat ihtiyaçlarını karşılayan GRAFFITI sanatı özellikle Paris, New York ve Berlin başta metropollerde ve gettolarda kendine yer buluyordu. BOL GİYİNMEK ise düzgün fiziği belli etmeyi ve dar giyimden oluşan rahatsızlığı protesto ve insanları özgür bırakarak rahatlığı ön plana çıkarıyordu. BREAKDANCE ise gerek figürleri gerek çeşidi ve gerekse fiziği kullanışıyla aşırı efor ve heyecan isteyen bir dans türüdür. Bugün rap müziğin kurucusu ise DJ Kool Herc olarak kabul edilmektedir. Rap müzik seksenlere kadar ciddi anlamda bir ilgi görmedi. Ama seksenlerde müzikle beraber teknolojinin de gelişmesi rap’te kullanılan sampleların (üst müzikler) rock, klasik müzik v.b. türlerin de çoğalmasıyla rap ciddi anlamda bir patlama yaşadı. Rapperlar çeşitli düetlerle adlarını duyurmaya başladı. Bu sayede rap başta Amerika ve Avrupa metropolleri olmak üzere tüm dünyaya yayılmaya başladı. Rap’teki bu zenginlikte rap’e oldskool, newskool, gangsta gibi kollar kazandırdı. Ama bunların en önemlisi East Coast, West Coast ayrımıdır. West Coast Rap daha çok seks, para, silah, hayatın güzelliklerini konu alırken, East Coast Rap daha politik, depresif, adaletsizlik, eşitsizlik gibi konuları ele alıyordu. Dediğimiz gibi Rap gelişmekteyken tabi bunu ilk fark edenlerden biri de.Uluslararası Kapitalist Müzik Şirketleri oldu. Rapper’larla büyük anlaşmalar yaparak, geniş reklamlarla rap üstünden milyarlarca dolarlar kazanmaya başladılar. Özellikle Rap’teki DISS olayı yani laf atma, inanılmaz reyting sağlıyordu ve satışları da artırıyordu. Doksanlarının sonuna doğru tüm dünya gençliği Hip-Hop Kültürü’ne (maalesef körü körüne moda olduğu için katılanlarda dahil) katılmaya başladı. - Rap Neden Poltiktir? Rap 1970′lerde metropolün fakir siyah gettolarında doğdu. Siyahlar dünyaya demokrasi getirme yarışındaki Amerika’da her zaman 2. sınıftırlar. Lenin’in en güzel tahlillerinden biriyle; Dünya ezenler ve ezilenler olarak ayrılmıştır. Bu yüzden rap ezilenlerin müziği olarak doğdu. Bugün Fransa’daki rapperların çoğu siyah yada Arap, Almanya’da da siyah yada Türk, İngiltere’de ise yine siyah yada Hintler bu işi yapıyorlar. Çünkü rap 2. sınıf olmak, bir yerlere ait olmamak (ulusal ve bireysel bazlarda), ezilmişlik, itilmişlik insanları agresifleştirir, suça teşvik eder. Bu yüzden rap’te bol küfür ve hakaret vardır. Rap’in ilk dönemlerinde Amerika’da beyaz adam’a karşı, siyahların ezilmişliği, Avrupada azınlık- yabancı olmanın burukluğu ve ana ulusa entegre olamama sorununu ele almıştır. Pop gibi düzenin müzikleri sadece aşk ve güzellikleri konu alırken, Rap altmışlardaki isyan bayrağını Rock’tan kapmış bulunuyordu ve protestliğin tahtına oturmuş durumdaydı. Rap, işbirlikçi- yalancı politikacılara küfretti, çalışanların sorunlarını anlattı, dünyanın içinde bulunduğu durumu izah etti, sistemdeki aksakları eleştirdi, her ne kadar Amerikan orijinli bir müzik olsa da (gerçi kökeni değil, düzene bakış açısı önemli) emperyalizme, kapitalizme, siyonizme, adaletsizliğe, eşitsizliğe, insanlık gibi temel değerleri anlattı. Örneğin sevilmeyen bir politikacıya sadece sandık başında ve toplumsal baskılarla cevap verilebilirken, müzik yapmak uğruna sanatı katleden bir müzisyene kasetini almayarak cevap verebilirken, rap’te bu kızıldığı her anda belli edilebilir. Rap’te FREESTYLE vardır yani doğaçlama, Anadolu’daki aşık atışması gibi. Örneğin o dönem sosyal uçurum artmışsa zenginlere, ülke bütünlüğü tehlikedeyse bölücülere, sevgiye karşılık alınamıyorsa aşka bile sözlü saldırıda bulunulabilir. İşte Rap bu yüzden pop gibi kişiyi aşkla kısıtlamaz. Rap aşka bile eleştirel bakar, seni seviyorum, sana ölüyorum tarzı tekdüze ifadelerle değil içten geldi gibi anlatır. Kısacası Rap= Özgürlük - Türkiye’mizde “Türkçe Rap”: Rap’te kullanılan altyapılar her ne kadar da etnik motifler taşısa bile rap’te esas olan dildir. Bu yüzden Türkiye’nin Rap’i TÜRKÇE RAP’tir. Ama ilginçtir Türkçe Rap’in temelleri Türkiye’de değil Almanya’da atıldı. Her ne kadar demokratik görünse de neo-nazi temellerinden kurtulamamış olan Almanya’da ezilen azınlıklar ve yabancıların yaklaşık 4 milyon nüfusla Türkler gelmektedir (Bu sırada Almanya’nın nüfusu yaklaşık 80 milyon). Almanya’daki Türkler doksanların başından itibaren Türkçe Rap’e yöneldiler ve 1995′te Cartel’le beraber Türkçe Rap patladı. Tabi konular belliydi. Modern Almanya’daki Türkler’in ezilmişliği, adaletsizlik, sadece Türk olduğu için dışlanma (ister Diyarbakırlı, ister Trabzonlu hepsi aynı!), entegre olamama, anavatana duyulan özlem hafiften milliyetçiliği de taşıyordu fakat bu hiçbir zaman faşizan düzeye ulaşmadı. Bu Türkiye için bir ilkti. Daha sonra 2000′lerde Nefret’le beraber toplumsal sorunlar irdelenmeye başlandı ve ciddi anlamda politize olmaya başladı. Özellikle Rap son dönemde tekrar bir parlama dönemine girdi her ne kadar ticari’leşse bile… - Neden Rap sevildi? Neden rap’i sevdik? Türkiye’de rap’in kemik tabanı oluştu ve oluşmaya da devam ediyor. Türkiye’de rap herhangi bir gruba ait değil. Rapper’lar değişik kesimlerden geliyorlar. Türkiye’de rap’in sevilmesinin bir önemli nedeni de yurtdışında olduğu gibi etnik gruplar yerine halkın kaymak tabakası ve marjinal kesimleri hariç tüm kesimlerine kucak açması. Bu yüzden Rap kendini iyi anlamda kabul ettirmeyi başardı. Bankaları hortumlanan, birbirine kırdırılmaya, bölündürülmeye çalışılan, en temel değerlerinden biri olan dini bile değiştirilmeye çalışılan, gençliği para, seks, v.b. beyin yıkayıcı’larla apolitize edilmeye çalışılan, emeğiyle-namusuyla yaşayan bir 3. dünya ülkesi’nin evlatları da o millet gibi protest ve pesimist olacaktır. İşte bu yüzden rap her zaman olacaktır… - Son Olarak; Üstat X ve Rap Faktörü: 2005 yılı biz rap dinleyicileri ve rap müziğiyle uğraşanlar için ilginç bir olaya denk geldi. Üstat X Faktörü Üstat, kendi kişiliği içinde 80′lerin zencisi, Hintlisi, 90′ların Almanya’da ezilen Türk’ü özelliklerini bir protesto gibi bizlere haykırdı. Hortumculara, sülüklere, beyin yıkayıcılarına karşı kendi felsefesini ortaya koyarak yeni bir bakış açısı kazanmamız için bizlere yardımcı oldu, yaydığı floresan ışıkla bizleri de aydınlatmayı başardı. O, etnik, estetik, dramatik, bombastik tüm değerlerin üstünde bir söyleme kalkıştı ve onun doğurduğu hacimsiz, şekilsiz ve darmadağın boşlukta bizler de kendimize ait sesleri, sözleri diğerlerine duyurabilmek için kendimize özel bir alana kavuşmuş olduk Yeeep! Respect to him! Cemşit Clarté a.k.a
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
HipHop kulturu 1
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
TwiLiqhT :: Rap Tarzı BöLümü :: Rap Hakkında-
Buraya geçin: